23 Nis 2018

Sallama Çayları Sakın Atmayın

Çoğumuzun evinden eksik olmayan şeylerden biri de sallama çay... Muhtemelen içtikten sonra sallama çayı çöpe atıyorsunuzdur. Ancak sallama çayların gübre görevi gördüğünü öğrendikten sonra, sallama çayları çöpe atmamaya başladım. Buna ek olarak, sallama çayları az sonra anlatacaklarıım gibi daha birçok şey için kullanabilirsiniz.

1. Sallama çayı soğuk suda bekletin. Eğer sık sık güneşleniyor ve yanıyorsanız, sallama çaylar artık hayatınızı kurtaracak. Siyah çaylar, vücudunuzu nemlendiren ve yenileyen tannik asit açısından zengindirler.

2. Tannik asit aynı zamanda göz altı şişliklerine de iyi gelmektedir. Sallama çay içerseniz, çayı saklayın. Küçük bir kaba koyarak buzdolabında bir veya iki gün bekletin. Gözaltınız şiştiğinde, buzdolabından çıkartıp göz çevresinde bir süre bekletin.
3. Eliniz yandığında da sallama çayları kullanabilirsiniz. Sallama çaylar el veya kolunuzdaki küçük yanıkların acısını iyileştirmede idealdir.
4. İçinde antioksidan bulunan yeşil çayların siğil çıkmasını engellediğini biliyor muydunuz? Sakladığınız yeşil çayı dolapta beklettikten sonra siğil oluşan bölgenin üzerinde 15 dakika bekletin. Sonra, yeşil çayı bir 15 dakika daha bekletmek şartıyla yenisiyle değiştirin. Birkaç gün bekleyin. Siğilin yok olduğunu göreceksiniz.
5. Her ne kadar itiraf edemesek de hepimizin ayağı mutlaka terler. Sürekli aynı ayakkabıyı giymek de bunun temel nedenlerindendir. Çözüm ise sallama çay. Ancak bu kez kullanılmamış sallama çayı ayakkabınızın içinde bekletmeniz gerekiyor. Kokuları emerek yok etmede sallama çayın üstüne yoktur.
6. Bahçenize sebze dikiyorsanız, sallama çayları çöpe atıp israf etmemelisiniz. Sallama çaylarda bulunan tannik, topraktaki zararlı maddeleri temizliyor. Bahçenize yeni bir sebze dikmeden birkaç gün önce sallama çayları toprağa gömün. Sonuca siz bile inanamayacaksınız.
7. Zor temizlenen bulaşıkların üzerine sallama çay bırakın. Daha rahat temizlendiğini göreceksiniz.
8. Banyo aynasının parlak durması çok önemlidir. Sallama çayları kullanarak aynalarınızı parlak ve temiz tutabilirsiniz. Sallama çayı normal olarak demleyin ve soğumasını bekleyin. Soğuduktan sonra kuru bir bezi sallama çaya bandırarak aynanızı rahatça temizleyin.
9. Soğan doğradınız, balık temizlediniz ya da acı bibere dokundunuz diyelim. Ellerinizin kokması kuvvetle ihtimal. Ellerinizi sallama çay ile yıkayın. Ayakkabılarda olduğu gibi, sallama çay elinizin kokusunu giderecektir.

30 Mar 2018

İlginç Bilgiler



İnternetten araştırarak toparladığım 30 ilginç bilgi
  1. Warner Bros kurulduğunda Osmanlı İmparatorluğu hala ayaktaydı.
  2. İlk Piramitler inşa edildiğinde mamutlar hala hayattaydı.
  3. Dünyaca ünlü SAMSUNG Markası Samsung diye değil "Sem-Sang" diye okunuyor.
  4. İngilizce'nizi ne kadar geliştirirseniz geliştirin, "30 Years"'i içinizden "Otuz Years" diye okursunuz.
  5. Kaslı insanların alkole dayanıklılığı daha yüksek kas dokuları alkolü emerek alkolün beyne ulaşmasını engelliyor.
  6. Dudaklarınızda parmaklarınıza göre 100 kat daha fazla sinir ucu bulunuyor.
  7. Gıdaklanmaya verdiğiniz gülme tepsi aslında paniğe verilen bir tepkidir
  8. Bir zeytin ağacı yaklaşık 1500 yıl yaşayabilir.
  9. Napolyon, ilk yenilgisini de Osmanlı İmparatorluğu'ndan almıştır ve o meşhur cümlesini kurmuştur "Türkler öldürülür, fakat yenilemez"
  10. Şu an hepimiz hayatımızın en yaşlı günündeyiz ve asla bir daha bu kadar genç olamayacağız.
  11. Bir salyangoz 3-4 yıl boyunca uyuyabilir; bu süre içinde besine ihtiyaç duymaz.
  12. Yokuş Aşağı boşta giden araba viteste giden arabadan daha fazla benzin yakar.
  13. Ağlamak aslında sağlıklıdır, göz yaşı ile gözdeki kirleri atar, ruhen daha sağlıklı hissedersiniz.
  14. Bazı acılar faydalıdır. Önce üzer, sonra her şeyi daha iyi anlamanızı sağlar.
  15. Genelde hakaret olarak kullandığımız "angut" ve "sümsük" birer kul çeşididir.
  16. Konuştuğunuz kişi, sıkça kendi hayatından bilgiler veriyorsa, bu bir hoşlanma belirtisidir.
  17. Hastalanacaksınız diye endişelenmek sizi gerçekten hasta yapabilir.
  18. Koku alma duyusu beynin hafızaları ve duyguları kontrol ettiği bölgeye bağlıdır. Bu yüzden tanıdık kokular duygusal olarak bizi etkiler.
  19. Mavi renk stresi azaltır. Uzun süre vakit geçirdiğiniz alana mavi eşyalar koyun.
  20. "Hababam Sınıfı"'nın müziğini yavaş çalarsanız üzgün, hızlı çalarsanız mutlu olursunuz.
  21. Karpuz seçerken karpuza vurmanıza gerek yok, üzerindeki yeşil çizgiler ne kadar kalın ise karpuz o kadar tatlıdır.
  22. Dünya'da ki ilk çizgi film 1906 yılında Amerika'da James Stuart Blackton tarafından "HUMEROUS PHASES OF FUNNY FACES" isimli çizgi fildir.
  23. Yatmadan önce bir bardak su içmek beyin kanaması ve kalp krizi riskini önler.
  24. Sincaplar kendi boyutlarından 10 katı sıçrayabilirler.
  25. Deniz kabuğunun içinden gelen deniz dalgası zannettiğimiz bu ses aslında kulağınızdaki kılcal damardaki kan akışının ve kalbimizin yarattığı kan basıncının sesleridir.
  26. "ÇAY HARARKETİ ALIR" sözündeki çay içtiğimiz çay değildir.
  27. Karidesler sadece geri geri yüzer.
  28. Tibet'te dil çıkartmak bir selamlaşma şeklidir.
  29. İskoçya'da kapınızı çalıp, klozetinizi kullanmak isteyen birini içeri almak zorundasınız.
  30. Bir insan kendi dirseğini yalayamaz.

20 Mar 2018

Tibet'in Gençlik Sırrı 5 Hareketi


Son zamanlarda duyduğum bir kitap ve felsefe hakkında bahsetmek istiyorum. 
Tibet'in 5 hareketi ile gençleşmek mümkün olduğunu anlatan kitabı da okumanızı öneririm. Ama ben  yinede bu hareketler hakkında size bilgi vermek istiyorum.
Tibet’in Gençlik Pınarı 2500 yıldan fazla bir geçmişe sahip egzersizler sistemi. İlk kez Peter Kelder tarafından 1939 da yayımlanmış.

Tibet hareketleri dünyada milyonlarca kişi tarafından uygulanıyormuş. Bu 5 hareketin düzenli yapılmasının bir çok yararı varmış; cildin gençleşmesi, sabahları enerjik olmak, sağlıklı uyku, göz problemlerinde azalma, ağrıların geçmesi, fiziksel kuvvet, hafıza güçlenmesi...
                                        
Programı uygularken dikkat edilmesi gerekenler
* Her hareket ilk hafta üçer kez yapılmalı
* Her hafta bu sayı ikişer arttırılmalı. Yani ikinci hafta beş, üçüncü hafta yedi kez yapacaksınız hareketleri
* Bu sayı 21'i geçmemeli. 21'i geçmesinin çakraları olumsuz etkilediği söyleniyor. 21'e ulaştıktan sonra her hafta 21 kez yapın
* Hareketler sabah kahvaltıdan önce yapılırsa daha faydalı olur


İLK HAREKET
Kollarınızı omuzlarınızın hizasından yere yatay durumda açarak dik durun. Başınız hafifçe dönene kadar saat yönünde kollarınız açık dönün. Dönüşlerinizin sayısını yavaşça 1'den 21'e kadar arttırın. Dönerken derin nefesler alıp vermeliyiz.

Faydaları: Dolaşımı geliştirerek varisli damarlar, osteoporoz ve bas ağrılarına iyi geliyor. Her gün yapmak tüm bedeni gençleştiren bir süreci başlatabilir.

İKİNCİ HAREKET
Sırtüstü olarak yere yatın. Kollarınızı, avuçiçleriniz yere bakar şekilde, parmaklar kapalı, iki yanınıza uzatın. Çenenizi göğsünüze gömecek şekilde başınızı yerden kaldırın. Bunu yaparken bacaklarınızı, dizlerinizi kırmadan dümdüz yukarı kaldırın. Hatta mümkünse başınıza doğru çekin. Bu arada dizleri kırmamalısınız. Sonra yine ağır ağır dizlerinizi kırmadan bacaklarınızı ve başınızı yere doğru indirin. Kaslarınızı gevşettikten sonra yeniden harekete başlayın. Kaldırırken nefes alıyoruz, indirirken veriyoruz.

Faydaları: Tiroit bezi, böbreküstü bezleri, böbrekler, sindirim organları ve prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organlar ve bezler üzerinde onarıcı bir etkisi var. Arterit, osteoporoz, düzensiz regller, menopoz semptomları, sindirim ve bağırsak sorunları, sırt ağrısı, bacak ve boyunlardaki sertliğe iyi geliyor.

ÜÇÜNCÜ HAREKET
Bedeniniz dik duracak şekilde dizlerinizin üzerine oturun. Ellerinizi baldır kaslarınızın üzerine yerleştirin. Çeneniz göğsünüze değecek şekilde başınızı ve boynunuzu öne doğru sarkıtın. Ardından bel kemiğinizi mümkün olduğunca geriye doğru yaylandıracak şekilde başınızı ve boynunuzu geriye doğru sarkıtın. Bu egzersiz boyunca ayaklarınız yere dik, ayakparmaklarınız kıvrık durmalı. Geriye doğru yaylandıkça el ve kollarınızla baldırlarınızdan güç alacaksınız. Mümkün olduğunca geriye doğru yaylandıktan sonra bedeninizi doğrultun ve harekete baştan başlayın. Belimizi yaylandırırken nefes alıyoruz, doğrulurken veriyoruz.

Faydaları: İkinci gibi üçüncü de tiroit bezlerini, böbreküstü bezleri, böbrekleri, sindirim sistemi organlarını ve prostat ile rahmi de içine alarak cinsel organları gençleştiriyor. Menopoza girmiş ve düzensiz veya tembel regl dönemleri geçirme eğilimindeki kadınlar için özellikle iyi.

DÖRDÜNCÜ HAREKET
Ayaklarınız arasında biraz mesafe bırakıp bacaklarınızı dümdüz öne uzatarak yere oturun. Gövdesiniz dik dururken, ellerinizi avuçiçleriniz yere bakacak şekilde kalçalarınızın iki yanına koyun. Çeneniz göğsünüze değecek şekilde, başınızı öne doğru sarkıtın, ardından başınızı mümkün olduğunca geriye doğru sarkıtırken kollarınızdan kuvvet alarak kalçalarınızı havaya kaldırın. Gövdeniz havada, kollarınız dimdik, dizleriniz 90 derece kırılmış dururken bedeninizdeki tüm kasların kasıldığını hissedin. Başlangıçtaki oturur pozisyona dönerken kaslarınızı da gevşetin. Tekrarlamadan önce biraz dinlenin.
Kalkarken nefes alıyoruz ve inerken veriyoruz.

Faydaları: Tiroit bezi, sindirim sistemi, prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organları ve bezleri dolaşım ve lenfatik akış üzerinde canlılık veren bir etkisi var. Karın bölgesini, uylukları, kolları ve omuzları güçlendirir. eğer sinüs tıkanıklığınız varsa bu hareketin burun deliklerinizi açtığını da fark edebilirsiniz.


BEŞİNCİ HAREKET
Yüzükoyun yere uzanın. Hareket boyunca yere koyduğunuz ellerinizden ve ayak parmaklarınızdan güç alacaksınız. Gövdeniz bir sarkma pozisyonu alacak şekilde kollarınız yere dik dururken, omurganızı öne doğru yaylandırarak başlayın. Bir yandan da başınızı mümkün olduğunca geriye doğru sarkıtın. Ardından ayaklarınızı yere tam basarak kalçanızı yukarıya doğru çekin, bedeniniz ters bir V şeklinde dururken çenenizi de göğsünüze doğru çekin. Sonra tekrar kalçanızı yere doğru sarkıtıp sırtınızı yaylandırın.
Bedeninizi yukarı doğru çekerken derin bir nefes alın, aşağı inerken nefesinizi bırakın.

Faydaları: bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisi olan dolaşım ve lenfatik akışın geliştirilmesine yardımcı olur. Derin soluk alıp vermeyi, enerji ve canlılığı uyarır. Diğer hareketlerde olduğu gibi özellikle menopoz ve düzensiz regl dönemleri semptomlarını hafifletiyor.

Hareketlerin yapılışını daha iyi anlamak için şu videoyu izleyebilirsiniz:

HADİ BAŞLAYALIM...


24 Şub 2018

Uğur Böceği Neden Uğurlu Diye Bilinir?

Halk arasında uçuç böceği ve gelin böceği adlarıyla da taranan, genellikle kırmızı üstüne siyah benekli kanat örtüleri cilalanmış gibi pırıl pırıl parıldıyan uğur böceğinin, böcek dünyasında çok ayrıcalıklı bir yeri vardır. Çocuklar onu renkli olduğu ve kolay yakalanabildiği için sever. Kızlar dahil hemen herkesin eline alabildiği tek böcektir. Dış görünümü hem renk hem şekil olarak mükemmeldir. Varlığı insana mutluluk duygusu verir. En önemli özelliği ise uğur getirdiğine, üzerine konduğu insanın dileklerinin gerçekleşeceğine inanılmasıdır.

Uğur böcekleri hangi ülkede neye iyi gelir, hangi isimle anılır?

Fransa’da hastanın üzerine konup sonra uçan uğur böceğinin hastalığı da beraberinde alıp götürdüğüne, İsveç’de eline uğur böceği konan genç kızın yakında evleneceğine inanılır. İngiltere’de uğur böceği bulmak o sene ürünün bol olacağı anlamına gelir. Bazı yerlerde uğur böceğinin benekleri yediden fazlaysa kıtlık, az ise üründe bolluk olacağını, bazı yerlerde de üzerindeki benek sayısının insanın ne kadar çocuk veya para sahibi olacağını gösterdiğine inanılır.

Bu şirin böcek birçok kültürde “uğur böceği” anlamına gelen isimlerle anılırken, Fransızlar ona “İyi Tanrı’nın yaratıkları” veya “Bakirenin inekleri”, Almanlar “Mary’nin böcekleri”, Ruslar “Tanrı’nın ineği”, DanimarkalIlar “Mary’nin tavuğu”, İrlandalIlar “Tanrı’nın küçük ineği” anlamına gelen isimler vermişlerdir. Yunanlılar’da ise paskalya zamanında leylakların açmasıyla ortaya çıktıklarından o isimle (paschalitsa) anılırlar.


Uğur Böceğine Şarkılar

Türkiye’de böcekle ilgili “uç uç böcecik, annen sana terlik pabuç alacak” şeklinde çocukların söylediği şarkı, Rusya’da “uç uç göklere bize ekmek getir”, Danimarka’da ise “uç uç Tanrı’nın cennetine bize güzel havalar getir” şeklindedir. İngilizce’de çocuklar tarafından bugün bile söylenen “uç uç uğur böceği – evine uç – çocuklarından ismi Ann olan hariç hepsi gitti – o da kızartma tavasının altında” şeklindeki ortaçağ folklorundan kalma şiirde ise üzümler toplandıktan sonra bağlar yakılıp temizlenirken uğur böceklerinin uçarak kaçtıkları, yumurtadan çıkan çocukların (larvaların) kaçışarak etrafa dağıldıktan ancak evin (kozanın) asmaya yapışık kalarak yandığı anlatılır.


Uğur böceğinin, uğur, şans ve bereket ile ilişkisinin kökü Kuzey Avrupa’ya, İskandinavya’da mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara kadar gider. Asırlar sonra Hıristiyanlık birçok batıl inançta olduğu gibi uğur böceği inancını da kendi zamanına monte ederek, kendi hikâyesini yarattı. İskandinav mitolojisinde bereket Tanrıçası “Frejya”, Hıristiyanlıkta “Virgin Mary”e (Bakire Meryem), böceğin “Freyjuhaena” olan ismi de “Lady’s bird / bug”a dönüştü.


Uğur Böceği Efsaneleri Nereden Geliyor?

Efsanenin Hıristiyan versiyonunda ortaçağ Avrupa’sında böcekler ürünlere büyük zarar verirken, Katolik çiftçiler Bakire Meryem’e yardım için dua eder. Kısa bir süre sonra uğur böcekleri ortaya çıkarak başbelası böcekleri yok eder. Çiftçiler onlara uğurlu gelen bu böceklere zaman içinde “Ladybug” veya “Ladybeetles” (hanımın böceği) demeye başlarlar.

Uğur böceğinin uğuru ile ilgili daha yakın zamanlara ait ve belgelere dayanan bir hikâye daha vardır. 1883 yılında ABD’nin Kaliforniya eyaletinde büyük bir felaket meydana gelmişti. Avustralya’dan gelen bir kabuklu bit hızla yayılarak çeşitli turunçgiller yetiştirilen bahçeleri mahvetmişti. Hiç bir şeyin yarar sağlayamaması üzerine bu kabuklu bitin anavatanındaki doğal düşmanı araştırıldı ve sonuçta yüz yirmi adet uğur böceği getirildi. Alman araştırmacı Albert Koebele’nin yürüttüğü bu çalışma sonucu 1892 yılında tüm bahçeler kabuklu bitten temizlenebildi. KaliforniyalI çiftçileri kurtaran bu böcek, güzel dış görünümünün de etkisiyle çok sevilmiş ve herkes tarafından uğurlu kabul edilmiştir.


Bu güzel, sevimli, masum görünümlü böceğin uğuru ile ilgili hikâyelerin hemen hepsi onun avcılığım anlatır. Uğur böceğinin avcılığı daha larva halindeyken başlıyor. Yumurtalarım terk eden larvaların her biri ayrı bir yöne uzaklaşırken yol üzerinde rastladıkları her şeyin tadına bakıyorlar. Yaprak biti kolonisine rastladıklarında ise ısırıp özsularım emiyorlar. Yaprak bitinin larvadan üç kat daha iri olması sonucu değiştirmiyor. Kısa yaşamı içinde her uğur böceği üç binden fazla yaprak bitini yok edebiliyor. Bitkilere böcek ilaçlan püskürtüp zararlıların yanında yararlı böcekleri de öldürmek yerine bir kaç uğur böceği koymak daha iyi sonuç verebiliyor.


Uğur böceklerinin zararlı bitlerle olan amansız savaşı o kadar meşhur olmuştu ki, 1999 yılında Eileen Collins kumandasında uzaya gönderilen uzay mekiğinde NASA tarafından planlanan deneylerden biri de yerçekimsiz ortamda kabuklu bitlerin uğur böceklerinden nasıl kurtulabileceklerinin incelenmesiydi. Sonuçta John, Paul, Ringo ve Geoıge adı verilen dört uğur böceği, yerçekimsiz ortamda da tüm kabuklu bitleri silip süpürmüşlerdi.

Uğur böceğinin beş bine yakın türü vardır. Çoğu türün kanat örtüleri kırmızı üstüne siyah beneklidir ama bazılarında tam tersine de rastlanır. Benek sayısı türlere göre değişir. Kırmızı noktalı siyah, siyah noktalı sarı, sarı noktalı siyah ve kahverengi hatta tamamen siyah görünümlü olanları da vardır. Tropiklerde mavi ve yeşil olanlarına rastlanabilir. Genel inanışın aksine uğur böceklerinin hepsi dişi değildir. Erkek ve dişileri vardır ama dışardan bakarak ayırt etmek mümkün değildir. Sadece birbiri üstünde iki uğur böceği görüldüğünde üsttekinin erkek olduğu söylenebilir.



3 Şub 2018

Güne Limonlu Su İle Başlamak İçin Tam 20 Muhteşem Neden:

1 – Malum “Su Hayattır!”. Limonlu su, zengin elektrolitleri ile (potasyum, kalsiyum ve magnezyum) bedenin her köşesini şahanesiyle sular.
2 – Limonlu su, karaciğerin en sevdiğidir. Tüm yiyeceklerden daha fazla enzim üretmesine yardımcı olur.
3 – Limonlu su, karaciğeri toksinlerden temizler, arındırır. Yani limonlu su, süper bir detoks içeceğidir.
4 – Limonlu su, bağışıklık sistemini güçlendirir.
5 – Limonlu su, bedenin kendini iyileştirme mucizesini destekler.
6 – Limonlu su, serotonini yükseltir. Modu mutluluğa çevirir.
7 – Limonlu su, stres savardır. Tüm endişeleri, negatif kuruntuları ve hatta depresyonu da alt eder.
8 – Limonlu su, beyne iyi gelir. Dikkati canlandırır.
9 – Limonlu su, metabolizma ve sindirimi sorunlarını giderir. Beden besinleri daha iyi özümser. Bu da elbette kilo vermek demektir.
10 – Limonlu su, pektin lifi içeriği ile iştah kontrolü de sağlar.
11 – Limonlu su, kemik erimesini önler.
12 – Limonlu su, böbrek taşı, safra taşı, pankreas taşı ve kalsiyum birikimlerini eritir.
13 – Limonlu su, kanı, damarları, arterleri temizler.
14 – Limonlu su, yüksek tansiyona iyi gelir. Düşük tansiyonluların dikkat etmesi gerekebilir. Düşük tansiyon için limonlu suya Himalaya veya deniz tuzu eklenmesi önerilir.
15 – Limonlu su, enfeksiyonları hafifletir.
16 – Limonlu su, eklemlerde biriken
ürik asidi seyreltir. Eklem ağrılarına ve dizlere iyi gelir.
17 – Limonlu su, diş ağrılarına ve diş eti hastalıklarına da iyi gelir.
18 – Limonlu su, bütün bedeni yeniler, gençleştirir.
19 – Limonlu su, müthiş bir antioksidandır. Cildin kolajen üretimini destekler. Çizgiler, sarkmalar yok olur.
20 – Limonlu su, vücudun pH değerini alkali yönünde yükseltir. Bedenin yüksek pH seviyesinde uzun süre kalmasını sağlar. Daha yüksek pH seviyesi, hastalıkların bedende yaşayamamasına sebep olur. Kanser dahi alkali bir ortamda yaşayamaz.

3 Ara 2017

MENDİL ASLINDA AŞKIN DİLİNİ ANLATIR

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama mendiller hep kare şeklinde üretilir. Gerek kağıt olsun gerekse, kumaştan yapılsın mendillerin eni ve boyu hep eşittir. Tabii ki bu bir tesadüf değildir mendilin geçmişi yasalara dayanır. Fransa’da yayınlanan bir kararname ile kare üretilmiş ve hala kare olarak kullanılır. Mendilin Arapça anlamı, yer değiştirmek olsa da hiç kimse bunun neden olduğunu sorgulamadan kullanmış.
Ayrıca;
15. yüzyılda Fransız denizciler doğu denizlerine yaptıkları keşiflerden hafif ve ketenden yapılmış büyük bez parçaları ile dönmüşler. Bu bez parçalarını, tarlada çalışan Çinli işçiler başlarını güneşten korumak için kullanırken görmüşler. Moda meraklısı Fransız kadınlar bu bez parçalarından hemen etkilenmişler ve onlara başı koruyan ve kaplayan anlamında "couvrechef" adını vermişler. Bezler, Manş Denizi’ni aşıp İngiltere’ye geçtiklerinde, İngilizce başörtüsü anlamına gelen "kerchief" adını almış. Ancak uygulamada bu bez parçaları güneş çıkana kadar elde taşındıkları için "el başörtüsü" anlamında "handkercief" diye anılmaya başlanmış. Yani bugün asıl amacı burnumuzu silmek olan mendilin başlangıçtaki görevi başı güneşten korumakmış.

Mendil cebinizde taşıyıp bir şeyleri silmek için üretilmemiş. O zamanlar mendiller sosyal bir sınıf özelliği taşırmış.

Tabii bunlardan kaynaklı olarak zamanla mendil dili gelişmiş.

*Vedalaşırken sallanan mendil, "sana sadık kalacağım" anlamına geliyormuş.
*Camdan sarkıtılan mendil, "şu an ailemin yanında gözetimdeyim" anlamındaymış.
*Kendisine bakıldığını gören kadın veya erkek tesadüfen mendilini kendi önüne düşürünce "benim kalbim başkasında" demek oluyormuş.
*Fakat bazı anlarda ise pencereden savrulan mendil ona aşkını ilan etmek ve savrulan mendili alan kişide aşkına cevap vermek anlamında imiş.
*Osmanlıda mendillerin rengi önemliymiş. Beyaz olan mendil “seni çok seviyorum” demek, Kenarları mor mendil “çok çapkınsın” demek, eflatun mendil "yarın penceremin önünden geçiniz" demek, mavi mendil ise "bugün çok hüzünlüyüm" demek, sarı mendil ise "hastayım" demekti.

Eski zaman insanlarının statü olarak gördüğü kumaş mendiller günümüzde artık bir nostalji hatırası .

1 Ara 2017

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)


Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

24 Kas 2017

Black Friday (Kara Cuma)

Black Friday (Kara Cuma), Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkan bir alışveriş ve indirim günüdür. ABD'de Şükran Günü'nden sonraki ilk Cuma günü Kara Cuma olarak adlandırılmaktadır. Noel alışveriş sezonunun başlangıcı olarak ABD'de kabul edilmektedir.

Black Friday teriminin ilk olarak ABD'nin Philadelphia kentinde ortaya çıkmıştır. Fakat Black Friday terimi ilk zamanlarda Şükran Günü'nden sonraki gün sokaklarda oluşan kalabalığı tanımlamak için kullanılıyordu. 1961 yılında ortaya çıkan Black Friday terimi ve kullanımı 20 yıl aradan sonra başka bir anlam kazandı. Yıllar geçtikçe başka bölgelerde de kullanılmaya başlanan Black Friday terimi bir süre sonra perakendecilerin indirim yaptığı gün anlamı kazandı.


Kara Cuma günü, resmi bir tatil değildir ancak Kaliforniya ve bazı eyaletlerde hükümet çalışanlarına "Şükran Günü'nden sonra" adında bir tatil verilmektedir. 2005 yılından bu yana en yoğun şekilde alışverişin yapıldığı gün olan Black Friday günü, markaların stokları tükenmeye yaklaşır.
Black Friday gününde 2000'li yıllara kadar sabah 06:00'da açılan mağazalar bu tarihten sonra sabah 04:00 ila 05:00 saatlerinde hizmet vermeye başladı. 2011 yılından sonra bazı mağazalar Black Friday gününde 24 saat hizmet verme kararı aldı.

26 Eki 2017

Ödemiş - Birgi - Gölcük - Lübbey

İzmir'e 112 km uzaklıkta olan Ödemiş, Birgi Köyü ve Gölcük Gölü ile adını fazlasıyla duyurdu. Ödemiş merkezde çok fazla görülmesi gereken yer olmasa da tadılması gereken çok şey var. Önce Ödemiş'ten başlayarak nerede ne yapabilirsiniz size detaylı yazacağım. 
ÖDEMİŞ
Ödemiş'in tarihi hakkında bilgi sahibi olmak ve geçmişte yolculuğa çıkmak isterseniz Ödemiş Müzesi'ni, İbrahim Hakkı Ayvaz Kent Müzesi'ni, Bedia Akartürk Sanat Müzesi'ni, Ödemiş Yıldız Kent Arşivi ve Müzesi'ni ve Ödemiş Tarihi Arasta Çarşısı'nı görebilirsiniz. Birgi'ye giderken 125. Yıl Kültür Parkı'na gidebilir yapay göl kenarında çay bahçelerinde oturup keyif yapabilirsiniz. Ama oralarda vakit kaybetmeyin derim...

Ödemiş'te Ne, Nerede Yenir?
1. Katmer
Ödemiş'e özel katmerini mutlaka tatmalısınız. 
Emin Bey'in sahibi olduğu "Bağdat Katmer"de içi yumurtalı, maydanozlu ve peynirli katmeri tatmalısınız.
1 porsiyon katmer 8 TL dir.






2. Töngül Pide
Katmere benzer içi ile mutlaka pidesini de tatmalısınız. Ödemiş'in en eski ailelerinden Töngül ailesinin yaptığı ve dededen toruna gelen "Töngül Pide" mutlaka burada yenmeli. 





3. Köfte
Ödemiş'in en meşhur kebapçısı/köftecisini yazacağım. Zaten kime sorarsanız "Hurşit Kebap" diyecektir. Hurşit Kebap, 15:00'te mutfağını kapatan ama 15:00'e kadar köfte yemek için sıra bekleyeceğiniz bir yer. İsterseniz eve az pişmiş köfte de sipariş verip evde tavada az cızbız yapıp süper bir yemekte hazırlayabilirsiniz.






4. Nohut Mayalı Ekmek
Nohut Mayasından yapılan ekmek ve peksimetler Ödemiş'in meşhur ekmeği. Ödemiş'in içinde İzmir yolunda "Köylü Kardeşler Ekmek Fırını"ndan alabilirsiniz. (Karşılıklı 2 tanedir Nihat'tan almalısınız)

BİRGİ KÖYÜ
Lidyalıların, Perslilerin, Helen ve Romalıların uğradığı ve yaşadığı Birgi ve çevresi Bizans döneminde Pyrgion adı ile anılırmış. Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından 1308’de kurulan Aydınoğulları Beyliği‘nin de başkentiymiş. Aydınoğlu Mehmet Bey, Birgi’de düzen kurup burayı başkent yaptıktan sonra Birgi altın dönemini yaşamış. 
Mehmet Bey’in vefatından sonra devletin başa geçen oğlu Gazi Umur Bey’in bir heykeli de yer alıyor. İzmir’de ilk Türk donanmasını kuran Gazi Umur Bey, Haçlı, Venedik ve Ceneviz donanmalarıyla savaşa girerek daha 25 yaşlarında tüm Ege Denizi’ni zapt etmiş.
1920’de kasabayı işgal eden Yunan kuvvetleri 1922’de geri çekilirken Birgi'yi yerini ateşe vermiş ve pek çok tarihi eser bu sırada çıkan yangında yok olmuş. Çok sayıda ev ve konağın olduğu derenin doğu yamacındaki mahalleler tamamen ortadan kalkmış. Sonrasında hızlıca göç vermeye başlamış.

Birgi'de Nerelere Gidilmeli?
1. Çakırağa Konağı

 
1763’te Mustafa Şerif Çakırağa tarafından, ahşapları Venedik’ten getirilerek yapılan üç katlı görkemli bir konak. Avrupa mimarisinin de izlerini taşıyan konağın dış yüzündeki işlemeleri, kalem işi süslemeleri ve mimarisi ile çok özel bir yer. Hemen her odası ve tavan süslemeleri pek bir güzel. Dikkatli bakarsanız süslemelerde Küçük Menderes Havzası’nda yetişen 72 çeşit sebze ve meyve resimlerini görebiliyorsunuz. Restore edilen konak, bugün Kültür Bakanlığı’na bağlı bir müze olarak hizmet veriyor.


2. Ulu Cami /Aydınoğlu Mehmet Bey Camisi

1312’de, beylikler döneminin ilk camilerinden biridir. Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmış. Türk-İslam mimarisinin en iyi örneklerinden biri olan caminin güney duvarındaki antik aslan yontusu bir cami için oldukça ilginç. Çivi kullanılmayan ahşap işçiliğiyle de dikkat çeken Ulu Cami, çinilerle kaplı minaresiyle de çok farklı. Türbede Aydınoğlu Mehmed Bey’den başka Umur Bey, Îsâ Bey ve Bahadır Bey’e ait mezarlar yer alıyor.

3. İmam-ı Birgi Türbesi ve Mezarlığı



İmam-ı Birgivi Hazretleri, İslam alimlerinin en büyüklerinden İmamı Birgivi Mehmet Efendi, 1521 yılında Balıkesir de doğmuş. Osmanlı İmparatorluğu'nun en geniş topraklara ulaştığı Kanun-i Sultan Süleyman döneminde yaşamış.
Hayatı boyunca İslami kuralların ödünsüzce uygulanmasından yana olan ve dinin çıkarlara alet edilmesine karşı çıkan Birgivi Hazretlerinin bir gününü talebesi Hocazade Abdünnasır Efendi şöyle özetlemiş:
"Hakikati dile getirmekten korkmayan, dürüst ve tavizsiz bir ilim insanı…"

Şeriatten zerre kadar taviz verilmesine razı olmayan Birgivi, Kur-anın para karşılığında okunup okutturulmasına, herhangi bir ibadetten para alınmasına şiddetle karşı çıkmıştır.
Birgivi Hazretleri 1573 yılında henüz 52 yaşındayken bir veba salgınında vefat etmiştir.
Mezarlığın dışında köylü teyzelerimizin açtığı tezgahlardan kestane, ceviz, badem, ev yapımı tarhana, ev yapımı reçel, havlu, hediyelik eşyalar vb alabilirsiniz.

4. Baba Lokantası'nda Yemek Yiyin
Birgi'nin ev yemekleri restoranı "Baba Lokantası". Yemekleri güveç içinde pişerek geliyor. Mutlaka oğlak güveç, soğan yahnisi, güveç kavurma, testi kebabı yemelisiniz. Yemek sonrası Tahinli baklavasını yemeden kalkmamalısınız.

GÖLCÜK

Ödemiş'e 18 km uzaklıkta yer alan Gölcük Yaylası'nda 810 dekarlık bir göl bulunmaktadır. Gölcük Yaylasının halkı geçimini tarımla sağlar. Ülkenin en kaliteli patatesleri bu yaylada üretilmektedir. Aynı zamanda; kestane, ceviz, erik, kızılcık, kiraz ve elma da başlıca tarım ürünlerini oluşturur. 
Gölcük Gölü'nün kenarında ki kafelerden birinde oturup sessiz sakin ve bozulmamış doğasının içinde huzur bulabilirsiniz. Ben "Gölcük Kafe"de oturdum. Sahibisini ilgisi ve samimiyetiyle dahada keyifli oldu.

LÜBBEY HAYALET KÖYÜ/ ÇAMYAYLA KÖYÜ
  

İzmir‘in Ödemiş ilçesine 13 km uzaklıktaki Lübbey Köyü, hayalet köy olarak anılıyor. Yaklaşık 10 yaşlı yaşıyor bu köyde. Köylerini terk etmek istemeyen yaşlılar hayat mücadelesi vererek lübbey köyünü terk etmiyorlar. Lübbey Köyü için belediye harekete geçti.  Şuan Mahalle olan Lübbey Geçimlerini tarım ile sağlıyorlar. 

Köye girdiğinizde köyün sessizliğine siz bile şaşıracaksınız. Ne bir hayvan sesi, ne insan sesi var etrafta. Sadece yıkık evler, minaresiz cami, yarısı yok olmuş okul...
Fotoğrafçıların en popüler yerlerinden biri oldu aslında bu sessiz köy.
Köyde yaşayanların tek uğrak yeri olan bir kahve var. Burayı 2007’de satın almış ve kahveyi işleten Mehmet Güler 45 yaşında ve şu anda köyün en genci. 

Küçük Menderes Havzası’nda, Türkmen aşireti olan Aydınoğulları Beyliği’nin uzun dönem hakimiyeti altında kalan Lübbey, daha sonra Osmanlı egemenliği ile tanışmış. Denilenlere göre Lüb ve Dab isimli iki Türkmen beyi anlaşmazlığa düşüp topraklarını ayırınca Lübbey ve Dabbey olarak iki ayrı köy çıkmış ortaya.