Ana içeriğe atla

Nutella'nın Hikayesi


Nutella, eşi benzeri olmayan içeriği bilinse de o tadı kimsenin elde edemediği kalorisi yüksek ama bağımlılık yapan bir yiyecek. Bunun içecek versiyonu da Coca Cola:)
Gerçekten nutellayı kaşık kaşık yemek gibisi varmı? :)
Peki bu nutella'nın hikayesi nedir dersek hemen size anlatayım.

Dünyada Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok yerde sevilerek tüketilen Nutella, Fransa'da yüzde 300'lük vergi artışıyla karşı karşıya olduğu için son günlerde gündemden düşmüyor.

Fındık ve kakaodan üretilen Nutella'nın böyle bir vergiye tabi tutulmak istenmesinin nedeni, içinde bulunan hurma yağı.

Obezite ve diğer sağlık sorunlarıyla savaşanların desteklediği bu vergi yasası tasarısının, en az bir o kadar da muhalifi var. Çünkü bu tatlının tutkunu çok fazla.

Yılda yüz binlerce ton tüketilen Nutella'nın oldukça eskiye dayanan ilginç bir hikayesi var. İşte o hikaye ve bu lezzetli tarif hakkında bilmedikleriniz...

*Nutella aslında İtalyan markası, ama en çok Fransızlar tarafından tüketiliyor. Fransa'da her yıl 75 bin ton Nutella yeniyor. Almanların tüketim miktarı 70 bin ton, İtalyanlarınsa 50 bin tonu buluyor.
*Her ne kadar şu an krema kıvamında olsa, Nutella uzun bir süre katı olarak tüketildi. "Gianduja" denilen fındık ezmeli çikolata tarifi olarak ortaya çıkışı 1920'lerde gerçekleşti. Bu keşfi yapan kişiyse İtalya'nın kuzeyindeki Alba şehrinde pastacılık yapan Pietro Ferrero'ydu. Dünyanın en ünlü çikolata firması Ferrero'nun tesisleri de halen burada bulunuyor.
*1946 yılında, 2. Dünya Savaşı sonrasındaki yiyecek sıkıntısı nedeniyle Pietro Ferrero ve erkek kardeşi Giovanni, Gianduja tarifinde mecburi bir değişikliğe giderek, fındık oranını artırdı, bulmakta sıkıntı çekilen kakao oranını azalttı. Ancak hala katı bir hamur halindeydi ve keserek yemek gerekiyordu.
*Nutella'nın tarihinde asıl değişiklik 1949'da yaşandı. Kulaktan kulağa aktarılan hikayeye göre, bir gün çikolata kalıbı yaz sıcağında kalarak eridi. Alba'daki çocuklar yumuşamış hamurun tadına bakmak için ekmeğe sürüp yemeye başlayınca, Ferrero kardeşlerin aklına yeni bir fikir geldi, o günden sonra Giandujayı ekmeğe sürülecek kıvamda üretmeye başladılar.
*Gianduja, yeni kıvamıyla çok büyük başarı sağladı. 1951'de "süperkrema" olarak anılmaya başladı.
*Ferrero 1959'da Fransa'nın Rouen şehri yakınlarındaki Villers-Ecalles'de yeni bir fabrika kurdu. Burada önce meşhur 'Mon Chéri' çikolataları, 1961'se ise 'süperkrema'nın Fransız muadili "La Tartinoise" üretilmeye başlandı.
*1964'te, 'Süperkrema' isminden memnun olmayan Ferrero, fındığı çağrıştıracak bir isim arayışına girdi. Fındığın Almancası "nuss" ve İngilizcesi "nut"tan ad türetilmeye çalışıldı. En sonunda "Nutella"da karar birliğine varıldı.
*Nutella'nın içeriği herkesçe bilinse de, tarifi halen sır olarak saklanıyor. Ayrıca, Nutella büyük oranda kakao ve fındık değil, bunların yerine şeker ve hurma yağı içeriyor. Fındık oranı yüzde 13, kakao yüzde 7.4 iken, şeker oranı yüzde 55, palmiye yağı olarak da bilinen hurma yağı oranı da yüzde 17.
*Nutella ile servetini ve ününü iyice artıran çikolata şirketini bugün, Ferrero kardeşlerden Giovanni Ferrero'nun, dedesiyle aynı ismi taşıyan torunu yönetiyor.
*Hurma yağı kullanılmasının temel sebeplerinden biri, ürünü daha yumuşak hale getirmesi. Ferrero, bu yağı tariften çıkarmamakta kararlı ancak hurma yağının tarife ne zaman eklendiği de açıklanmıyor.
*Doymuş yağ oranı yüzde 50 olan hurma yağı kolesterol artışını ve kardio-vasküler rahatsızlıkları tetikliyor. Bu, oldukça ciddi bir rakam olsa da, doymuş yağ oranı yüzde 65 olan tereyağıyla kıyaslandığında "daha az zararlı" olduğu görülüyor.
*Nutella'nın 100 gramında 530 kalori var. Doktorlar fazla tüketilmemesini tavsiye ediyor.
*Almanya'da Nutella'nın içeriği biraz farklı; daha katı ve daha fazla kakao barındırıyor. İtalya, Fransa ve diğer ülkelerde kıvamı daha yumuşak.
*200 ülkede satılan Nutella'yı hala benimseyemeyen ülkeler de var. Bunun en güzel örneği ABD. Orada hala fıstık ezmesi gözde. Çin'de ise satışlar, Çinliler çok az ekmek tükettiği için düşük.
*Nutella'nın kendine özgü cam kavanozunun ortaya çıktığı tarih 1965 ve "Pelikan" diye adlandırılıyor. Kavanoza bu ismin verilmesi, Pelikan marka mürekkeplerin klasik şişelerine benziyor olmasından kaynaklanıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Amerikano Kağıt Oyunu (Küt)

52'lik deste ve 4 Joker ile oynanan kağıt oyunudur. Min 3, Max 5 kişi ile oynanır. Her oyuncuya 13 kağıt dağıtılır. Çiplerle oynanır. ( 1 -5 -10- 20- 50)

KOLAY KURAL
Bir üçlü küt + bir üçlü seri
Bir dörtlü küt + bir üçlü seri
Bir dörtlü seri + bir üçlü küt
İki üçlü küt
İki üçlü seri
Bir dörtlü küt
Bir dörtlü seri
Bir dörtlü küt + bir dörtlü seri
İki dörtlü küt
İki dörtlü seri
Üç üçlü seri
Üç üçlü küt
Altılama = Altılı seri
Cazip = İki üçlü seri + iki üçlü küt
Çift = Dört çift ile açılır
Arabitiş = Elden bitiş
**ELDEN OYUN BİTİŞİ

Oyun Kuralları
Sırası gelen oyuncu 52lik desteyi keser. Kestiğinde joker var ise alır. Dağıtan oyuncu o joker çekmiş kişiye 12 tane diğer oyunculara 13 tane dağıtılır. Kesen kişi üstte yazan görevlerden birini seçer ve oyun başlar.

Kesen kişi oyuna başlar ve ortaya açılan kağıdı alır, almak istemez ise ortadan kağıt çeker. O alınmayan ortadaki kağıt diğer oyuncuların işine yarıyor ise ceza kağıdı çekerek ortadan o kağıdı alır ve kasaya en küçük 1 çip koyar. Bir oyunda oyuncu…

Bozcaadada Ne Yapılır Nerelere Gidilir Ne Yenir...

Fotoğraf Blog umda göreceğiniz gibi geçen hafta sonumu Bozcaada'da geçirdim. Gerçekten çok keyifli, sakin, huzurlu bir yer. Tabi gidiş ve dönüşler olmaz ise:) Orada olan arkadaşlarımız sayesinde süper yerleri görme imkanımız oldu...

Arabayla gitmek çok keyifli ama bir o kadar da yorucu. Araba yaklaşık 6 saat sürüyor. Ama yollar boyunca Ayçiçekleri, domateslerin manzarasıyla geliyorsunuz.

Nasıl gidilir ve dönülür:
İstanbul'dan araba ile gelmek istiyorsanız birkaç seçenek var.

Tekirdağ üzerinden Eceabat'tan Çanakkale'ye feribot ile geçebilirsiniz yada Gelibolu'dan Lapseki 'ye feribot ile geçip Bozcaada 'ya gidebilirsiniz. Tabii Bozcaada 'ya da geçmek için ikinci feribotu beklemeniz gerekir. Haftasonu olunca biraz feribot sırası oluyor. Bence perşembe gidin pazartesi dönün en keyiflisi :)
Yazın yapacağınız bu tatilin birde dönüş çilesi var. Öncelikle pazar dönecekseniz maalesef ki 1-2 saat feribot sırası beklemeyi göze almanız gerekmekte. Yada çok erken çı…

Rose Şarap mı Blush Şarap mı?

Rose ve Blush arasındaki farkı soranlara şunu söylerim hep; Her Blush bir Rosedir ama her Rose bir Blush değildir.
Şarap literatüründe ‘blush’ diye bir çeşit yok. Blush bir Amerikan icadı. Zinfandel üzümünü hiç bekletmeden sıkan Amerikalı şarap üreticileri bu hafif pembemsi şaraba ‘White Zinfandel’ der. Daha sonra 1970’li yılların ortalarında Cabernet Sauvignon’dan beyaz şarap yapmaya çalışırken biraz fazla bekletirler ve ortaya daha pembemsi bir renk çıkar. Bu şaraba ‘yüzü kızarmış’ anlamına gelen ‘blush’ derler. Son yıllarda Türkiye’de de farklı markalar Kalecik karası, Grenache ve Syrah gibi kırmızı şaraplık üzümleri kabuklarıyla hiç bekletmeden sıkarak blush yapıyor. Pembe şaraplar ise kara üzümlerin kabuklarıyla birlikte 12- 24 saat arası belli bir ısıda bekletilmesiyle ve sonra preslenmesiyle elde ediliyor. Bazıları altı ay kadar fıçıda da bekletiliyor.

Nasıl Üretiliyor:

Sonuçta rose, pembe ya da blush; hepsi benzer. Rose şarap kırmızı üzümden üretiliyor; blush ise beyaz üzümden.…