26 Eki 2017

Ödemiş - Birgi - Gölcük - Lübbey

İzmir'e 112 km uzaklıkta olan Ödemiş, Birgi Köyü ve Gölcük Gölü ile adını fazlasıyla duyurdu. Ödemiş merkezde çok fazla görülmesi gereken yer olmasa da tadılması gereken çok şey var. Önce Ödemiş'ten başlayarak nerede ne yapabilirsiniz size detaylı yazacağım. 
ÖDEMİŞ
Ödemiş'in tarihi hakkında bilgi sahibi olmak ve geçmişte yolculuğa çıkmak isterseniz Ödemiş Müzesi'ni, İbrahim Hakkı Ayvaz Kent Müzesi'ni, Bedia Akartürk Sanat Müzesi'ni, Ödemiş Yıldız Kent Arşivi ve Müzesi'ni ve Ödemiş Tarihi Arasta Çarşısı'nı görebilirsiniz. Birgi'ye giderken 125. Yıl Kültür Parkı'na gidebilir yapay göl kenarında çay bahçelerinde oturup keyif yapabilirsiniz. Ama oralarda vakit kaybetmeyin derim...

Ödemiş'te Ne, Nerede Yenir?
1. Katmer
Ödemiş'e özel katmerini mutlaka tatmalısınız. 
Emin Bey'in sahibi olduğu "Bağdat Katmer"de içi yumurtalı, maydanozlu ve peynirli katmeri tatmalısınız.
1 porsiyon katmer 8 TL dir.






2. Töngül Pide
Katmere benzer içi ile mutlaka pidesini de tatmalısınız. Ödemiş'in en eski ailelerinden Töngül ailesinin yaptığı ve dededen toruna gelen "Töngül Pide" mutlaka burada yenmeli. 





3. Köfte
Ödemiş'in en meşhur kebapçısı/köftecisini yazacağım. Zaten kime sorarsanız "Hurşit Kebap" diyecektir. Hurşit Kebap, 15:00'te mutfağını kapatan ama 15:00'e kadar köfte yemek için sıra bekleyeceğiniz bir yer. İsterseniz eve az pişmiş köfte de sipariş verip evde tavada az cızbız yapıp süper bir yemekte hazırlayabilirsiniz.






4. Nohut Mayalı Ekmek
Nohut Mayasından yapılan ekmek ve peksimetler Ödemiş'in meşhur ekmeği. Ödemiş'in içinde İzmir yolunda "Köylü Kardeşler Ekmek Fırını"ndan alabilirsiniz. (Karşılıklı 2 tanedir Nihat'tan almalısınız)

BİRGİ KÖYÜ
Lidyalıların, Perslilerin, Helen ve Romalıların uğradığı ve yaşadığı Birgi ve çevresi Bizans döneminde Pyrgion adı ile anılırmış. Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından 1308’de kurulan Aydınoğulları Beyliği‘nin de başkentiymiş. Aydınoğlu Mehmet Bey, Birgi’de düzen kurup burayı başkent yaptıktan sonra Birgi altın dönemini yaşamış. 
Mehmet Bey’in vefatından sonra devletin başa geçen oğlu Gazi Umur Bey’in bir heykeli de yer alıyor. İzmir’de ilk Türk donanmasını kuran Gazi Umur Bey, Haçlı, Venedik ve Ceneviz donanmalarıyla savaşa girerek daha 25 yaşlarında tüm Ege Denizi’ni zapt etmiş.
1920’de kasabayı işgal eden Yunan kuvvetleri 1922’de geri çekilirken Birgi'yi yerini ateşe vermiş ve pek çok tarihi eser bu sırada çıkan yangında yok olmuş. Çok sayıda ev ve konağın olduğu derenin doğu yamacındaki mahalleler tamamen ortadan kalkmış. Sonrasında hızlıca göç vermeye başlamış.

Birgi'de Nerelere Gidilmeli?
1. Çakırağa Konağı

 
1763’te Mustafa Şerif Çakırağa tarafından, ahşapları Venedik’ten getirilerek yapılan üç katlı görkemli bir konak. Avrupa mimarisinin de izlerini taşıyan konağın dış yüzündeki işlemeleri, kalem işi süslemeleri ve mimarisi ile çok özel bir yer. Hemen her odası ve tavan süslemeleri pek bir güzel. Dikkatli bakarsanız süslemelerde Küçük Menderes Havzası’nda yetişen 72 çeşit sebze ve meyve resimlerini görebiliyorsunuz. Restore edilen konak, bugün Kültür Bakanlığı’na bağlı bir müze olarak hizmet veriyor.


2. Ulu Cami /Aydınoğlu Mehmet Bey Camisi

1312’de, beylikler döneminin ilk camilerinden biridir. Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmış. Türk-İslam mimarisinin en iyi örneklerinden biri olan caminin güney duvarındaki antik aslan yontusu bir cami için oldukça ilginç. Çivi kullanılmayan ahşap işçiliğiyle de dikkat çeken Ulu Cami, çinilerle kaplı minaresiyle de çok farklı. Türbede Aydınoğlu Mehmed Bey’den başka Umur Bey, Îsâ Bey ve Bahadır Bey’e ait mezarlar yer alıyor.

3. İmam-ı Birgi Türbesi ve Mezarlığı



İmam-ı Birgivi Hazretleri, İslam alimlerinin en büyüklerinden İmamı Birgivi Mehmet Efendi, 1521 yılında Balıkesir de doğmuş. Osmanlı İmparatorluğu'nun en geniş topraklara ulaştığı Kanun-i Sultan Süleyman döneminde yaşamış.
Hayatı boyunca İslami kuralların ödünsüzce uygulanmasından yana olan ve dinin çıkarlara alet edilmesine karşı çıkan Birgivi Hazretlerinin bir gününü talebesi Hocazade Abdünnasır Efendi şöyle özetlemiş:
"Hakikati dile getirmekten korkmayan, dürüst ve tavizsiz bir ilim insanı…"

Şeriatten zerre kadar taviz verilmesine razı olmayan Birgivi, Kur-anın para karşılığında okunup okutturulmasına, herhangi bir ibadetten para alınmasına şiddetle karşı çıkmıştır.
Birgivi Hazretleri 1573 yılında henüz 52 yaşındayken bir veba salgınında vefat etmiştir.
Mezarlığın dışında köylü teyzelerimizin açtığı tezgahlardan kestane, ceviz, badem, ev yapımı tarhana, ev yapımı reçel, havlu, hediyelik eşyalar vb alabilirsiniz.

4. Baba Lokantası'nda Yemek Yiyin
Birgi'nin ev yemekleri restoranı "Baba Lokantası". Yemekleri güveç içinde pişerek geliyor. Mutlaka oğlak güveç, soğan yahnisi, güveç kavurma, testi kebabı yemelisiniz. Yemek sonrası Tahinli baklavasını yemeden kalkmamalısınız.

GÖLCÜK

Ödemiş'e 18 km uzaklıkta yer alan Gölcük Yaylası'nda 810 dekarlık bir göl bulunmaktadır. Gölcük Yaylasının halkı geçimini tarımla sağlar. Ülkenin en kaliteli patatesleri bu yaylada üretilmektedir. Aynı zamanda; kestane, ceviz, erik, kızılcık, kiraz ve elma da başlıca tarım ürünlerini oluşturur. 
Gölcük Gölü'nün kenarında ki kafelerden birinde oturup sessiz sakin ve bozulmamış doğasının içinde huzur bulabilirsiniz. Ben "Gölcük Kafe"de oturdum. Sahibisini ilgisi ve samimiyetiyle dahada keyifli oldu.

LÜBBEY HAYALET KÖYÜ/ ÇAMYAYLA KÖYÜ
  

İzmir‘in Ödemiş ilçesine 13 km uzaklıktaki Lübbey Köyü, hayalet köy olarak anılıyor. Yaklaşık 10 yaşlı yaşıyor bu köyde. Köylerini terk etmek istemeyen yaşlılar hayat mücadelesi vererek lübbey köyünü terk etmiyorlar. Lübbey Köyü için belediye harekete geçti.  Şuan Mahalle olan Lübbey Geçimlerini tarım ile sağlıyorlar. 

Köye girdiğinizde köyün sessizliğine siz bile şaşıracaksınız. Ne bir hayvan sesi, ne insan sesi var etrafta. Sadece yıkık evler, minaresiz cami, yarısı yok olmuş okul...
Fotoğrafçıların en popüler yerlerinden biri oldu aslında bu sessiz köy.
Köyde yaşayanların tek uğrak yeri olan bir kahve var. Burayı 2007’de satın almış ve kahveyi işleten Mehmet Güler 45 yaşında ve şu anda köyün en genci. 

Küçük Menderes Havzası’nda, Türkmen aşireti olan Aydınoğulları Beyliği’nin uzun dönem hakimiyeti altında kalan Lübbey, daha sonra Osmanlı egemenliği ile tanışmış. Denilenlere göre Lüb ve Dab isimli iki Türkmen beyi anlaşmazlığa düşüp topraklarını ayırınca Lübbey ve Dabbey olarak iki ayrı köy çıkmış ortaya.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder